20 Ocak 2010 Çarşamba

ADI YOK 51 ! mevsim kış ;)




mühür gibi koy beni yüreğinin üstüne,

mühür gibi kolunun üstüne

çünkü ölüm gibi güçlüdür sevi”

(neşideler neşidesi)

02 Ocak 2010 Cumartesi

keyifli seneler!!!


Yeni bir yıla açıyorum bu aralar gözlerimi. Her uyanışım biraz daha huzurlu, biraz daha iyiye yakın…


Yeni bir diyorum demesine de kaybettiklerim gelince hatırıma üzülüyorum. Her yıl yeni başlıyor ve bir şeyleri senden götürerek bitiyor. Ve insan evladı kalan umutlarını yeni bir yıla saklıyor.

Uçuk dileklerim yok yeni yıla karşı. Bir tarafım çocuksu olsa da hep, çoğu dileklerin gerçekleşmeyeceğini öğrenecek kadar büyüdüm çünkü. Ama beni yaratanın gücü sonsuzsa inanıyorum ki; bana verebilecekleri de sonsuz, tıpkı benden alabildiği çoğu şey gibi…

Hep olduğu üzere sakarlık peşimi bırakmayacak eminim. Ama hiç değilse bana ve çevreme zarar vermeyecek nitelikte olmasını isteyebilirim.

Acı dolu günler geçireceğimin pek ala bilincindeyim. Ama o günlerde yaslandığım omuzlarımın eksilmemesini ve bir yıl daha yanımda olmalarını dileyebilirim.

Hep bir yerlere yetişme içerisinde olacağım şimdiden aşikar. Ama yetişeceğim yerlerde beni bir bekleyenin olmasını pişkinlikle umut edebilirim.

Sağlığımın gün geçtikçe hassaslaşacağını fark edebilirim. Ama ilaca bağımlı kalmayıp, yataklara düşmemeyi isteyebilirim.

Mutlu olacağıma kesin kes eminim. Ama 2009’daki kadar kısa metrajlı olmamalarını dileyebilirim.

İlla ki felaketlerin olabileceğini kestirebilirim. Ama bu felaketlere dayanma katsayısının artırılması konusunda hemfikir olduğumu belirtebilirim.

Sinirsel durumların giderek çoğalacağını düşünebilirim. Ama düşünce gücüyle üstesinden gelmeyi dileyebilirim.

İnancımın dengesizliğinden sitem edebilirim. Ama inandıklarım uğruna harcadığım çabanın eksilmemesini beklerim.

Tüm kelimeleri bir güne değil de koca bir yıla yayacak nitelikte yaşamayı isteyebilirim. Ve bunun gerçekleşmesini fazlasıyla temenni ederim.


Bir yıl daha kalben canlı kalmayı ve hissetmeyi öğrenebildiğimiz bir an olması umuduyla… ~_^

09 Aralık 2009 Çarşamba

bela bana geliyor-um demez!





Sakar olmak da eğlenceli bazen kabul ediyorum. Ama koca bir bela silsilesi içinde sakarlaşmak tam bir trajedi biliyorum!!! :))




Tatil… Eve dönüş, sınavlardan bir süreliğine kurtuluş… Yok, benim şansımda hastalanıp yatağa düşüş…




Bayram… Cümbür cemaat bir araya gelme, yeme, içme, gezme… Yok, benim şansımda kargaşa içinde kimsenin gönlünü edememe…




Yolculuk… Otobüse bin, etrafı seyreyle, sonra in… Yok, benim şansımda bin bir macera yaşa, trafik kapansın, 2 buçuk saatlik yol 5 saate çıksın, sinir kat sayılarım tavan yapsın…




Telefon… İletişimde payı oldukça yüksek kulağa ve parmaklara hitap eden çok yönlü cihazdır. Yok, benim şansımda bir yerlere düşen, kaybolunca olmadık yerlerden çıkıp bana sırıtan, elalemi ayağa kaldıran, olay yaratandır….




Su… Her canlının temel ihtiyaç sebebi… Yok, benim şansımda susuz kalmayı bile becerip rüyalarda aranan hayal ürünü…




Kağıt bardakta çay… Üniversite öğrencisinin olmazsa olmazı, simit-poğaçanın favori eşlisi… Yok, benim şansımda önce papillaları hemen akabinde de koca bir eli yakabilmeyi becerebildiğim, bir türlü sevemeyip zoraki içtiğim fazla sıcak bir sıvı… :))



Geldi mi üst üste gelen zincirleme bir belalar serüveni… Ben belayı bu kadar sevmiyorum inan ki! O da beni sevmesin artık en iyisi.




Ey bela silsilem;

Duy beni!!! Biraz da güldür şu hayat serüvenimi … ;]

11 Kasım 2009 Çarşamba

belki bir gün son

müzik ruhun gıdası cidden,,,
hele ki bir de böylesine doyurabilene rast geldiysen ;]
video

26 Ekim 2009 Pazartesi

bu kısa anı hep birlikte yaşamak adına!




"ÇÜNKÜ İNSANA EN ÇOK KİTAP YAKIŞIYOR.

VE MÜREKKEBİN KURUDUĞU YERDE KAN AKIYOR."